Haber
14 Mart 2014 - Cuma 20:41 Bu haber 2386 kez okundu
 
“Örnek Sporcu Olmak İçin Şampiyon Olmak Yetmez“
Türkiye'de enduro branşında sayısız şampiyonluklara imza atan Serkan Özdemir, "Motosiklet, antremanlarda ve yarışlarda benim bir parçam gibidir. Onu sürekli dinlerim. Şaka gibi gelebilir ama bazen onunla konuştuğum bile olur. Örnek sporcu olmak için sadece şampiyon olmak yetmez" dedi.
Moto-Haber Haberi
 “Örnek Sporcu Olmak İçin Şampiyon Olmak Yetmez“

"Örnek Sporcu Olmak İçin Şampiyon Olmak Yetmez"

 

 

Türkiye'de enduro branşında sayısız şampiyonluklara imza atan Serkan Özdemir, "Motosiklet, antremanlarda ve yarışlarda benim bir parçam gibidir. Onu sürekli dinlerim. Şaka gibi gelebilir ama bazen onunla konuştuğum bile olur. Örnek sporcu olmak için sadece şampiyon olmak yetmez" dedi.

Ülkemizde günden güne gelişim gösteren ve yoğun ilgi ile takip edilmeye başlayan enduro sporunun başarılı isimlerinden Serkan Özdemir, enduro ile geç yaşta tanışmasına rağmen önemli dereceler kazanmış bir sporcu. Üst üste Türkiye Enduro klasman şampiyonu, Akdeniz Enduro Şampiyonu ve Türkiye Enduro şampiyonlukları bulunan sporcu, ilk motosikletine annesinin kolundaki bileziği satması ile kavuşmuş. Enduroyu makine ile insanın dayanıklılığını test eden bir spor olarak değerlendiren Özdemir, hızın yanı sıra bilgi, beceri ve kondisyon isteyen ekstrem sporunu ve yaşantısını sorduk.

- Üç gece heyecandan uyuyamadığım yarıştan üçüncülükle ayrılarak, yarış hayatına hızlı bir başlangıç yaptım.
- Özellikle annem çok büyük destek oldu. İlk motosikletimizi alırken kolunda 2 tane bileziği vardı, onu satarak aldı.
- Son 6 yıl üst üste Türkiye Enduro klasman şampiyonu, Akdeniz enduro şampiyonu ve Türkiye Enduro şampiyonu oldum.
- Enduro sporu hızın yanı sıra, bilgi, beceri ve kondisyon isteyen bir spor. Makine ile insanın dayanıklılığını test eden bir spor.
- Motosiklet, antremanlarda ve yarışlarda benim bir parçam gibidir. Onu sürekli dinlerim. Neler yapabileceğini bilirim. Şaka gibi gelebilir ama bazen onunla konuştuğum bile olur.
- Örnek sporcu olmak için sadece şampiyon olmak yetmez.
- Hedefim Kemal Merkit ile birlikte Dakar’da ülkemizi temsil etmekti ama ani ölümü beni motor sporlarına devam etmekle, bırakmak arasında bıraktı.
- Enduro dayanıklılık yarışı yani yeteneğinizin de motorunuzun da dayanıklı ve kaliteli olması şart.



Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
1980 yılında Fethiye’de doğdum. İlk orta ve lise öğrenimimi burada tamamladım. iki kardeşiz. Sadık adında benden bir yaş büyük abim var. Kendisiyle birlikte 2003 yılından bu yana Fethiye’de teknoloji sektöründeyiz. Gold Teknoloji Marketleri Fethiye mağazasını yönetiyoruz. Evliyim, eşim İngilizce öğretmeni olarak özel bir okulda çalışıyor. Birisi 4 yaşında diğeri de 8 aylık Demir ve Emir adında iki oğlum var.
Doğup, büyüdüğüm bu toprakların bir çok yerini bilmediğimi, görmediğimi motora binmeye başladığım zaman anladım. Keşfetme ve spora olan merakım kendimi bu sporu profesyonelce yaparken bulmama neden oldu.

Yarış hayatınız nasıl başladı?
Her yaşta sahibi olamasam da motosiklet benim için hep vazgeçilmez bir tutkuydu. Ancak spor olarak yapmak için özellikle küçük yaşlarda sadece sevmek yada ailenin izin vermesi yetmiyor, maalesef belli bir bütçe gerekiyor. Sabit bir işi olmayan gündelikle yada yazları sezonluk çalışan bir ailenin çocuğu olarak, 2 odalı kerpiçten bir evde yaşamaya çalışırken küçük yaşlarda böyle bir motosiklete sahip olmak ancak benim için bir hayaldi. Babamı 14 yaşında kaybettikten sonra bu çok daha zordu. Soru; yarış hayatına nasıl başladığımdı ancak ben size nasıl erken başlayamadığımı anlattım biraz.
Avrupa’da motosiklet sporuna 5 yaşlarında başlanıyor. 50 cc motorlarla minikler kategorisinde yarışabiliyorsunuz. Sonrasında gençler, A grubu diye devam ediyorsunuz. Benim yapmış olduğum sporun başlangıç yaşı ise 17, ben 24 yaşında başlayabildim. Hollandalı Paul Lebbink ve Sezgin Ünal adında iki arkadaşımız daha önceden yurt dışında bazı yarışlara girmiş ve Fethiye’ye yerleşmişler. Önce Kunter Kuşçu arkadaşımızı aralarına aldılar. Sonrasında da ben dahil oldum. Onlarla ilk binmeye başladığım anı hatırlıyorum, düşe kalka kendilerine ayak uydurmaya çalışıyordum. Bir süre birlikte antreman yaptık ve 2005 yılında Türkiye Enduro Şampiyonası Bodrum yarışına katıldım. Üç gece heyecandan uyuyamadığım yarıştan üçüncülükle ayrılarak, yarış hayatına hızlı bir başlangıç yapmış oldum.


Aileniz size motor sporları konusunda gerekli desteği verdi mi?
Dedem de, dayılarım da, amcam da herkes köylerde ulaşım aracı olarak motosikleti kullanıyordu. Mesela 5-6 yaşlarında dedemin köyüne giderken, dayım motosikletin önüne beni bindirir arkasına annem, onun arkasına abim, 2 kişilik ulaşım aracına 4 kişi binerdik. Acı ama bu gerçek. İmkanlar ve arabamız zaten yoktu. Mecburen ulaşımı bu şekilde sağlardık. Kısacası bizim sülalede motosiklet şeytan aracı değil, kutsal bir ulaşım aracı idi. Bu sebepten çok şanslıydım. Özellikle annem çok büyük destek oldu. İlk motosikletimizi alırken kolunda 2 tane bileziği vardı onu satarak aldı. Sonrasında ben ve abim birlikte çalışarak bir iş yeri açtık. İlk olarak bir yarış motosikleti aldık. İkimizde yarışmak istiyorduk ancak bir motosikletimiz vardı ve ikimiz aynı anda yarışamazdık. Çok istemesine rağmen, bana sen yarış ben sana destek olurum dedi. Annemin sonsuz duaları, abimin her kararıma verdiği saygı ve en önemlisi eşimin her yarışta, her antremanda birlikte geçireceğimiz zamanlardan yapmış olduğu fedakarlık ve göstermiş olduğu anlayış, başarının tesadüf olmadığının en büyük göstergesidir sanırım.

Yarışlara hazırlanmaya ne kadar önceden başlıyorsunuz? Mesela yarış haftası antrenmanlarınız ne kadar sürüyor?

Bulunduğumuz coğrafya ve iklim koşulları yapmış olduğum Enduro sporu için inanılmaz elverişli. Bu sebepten yılın 12 ayı motosiklete binebiliyorum. Yarış sezonu kapansa da antremanlara pek ara vermiyorum ve aralıksız yapmaya çalışıyorum. Motosiklet antremanının yanında dağ bisikleti, fitness ve koşu yapıyorum. Yarış haftası ise parkurun bulunduğu zemine uygun etaplar seçiyorum ve antrenmanlarımı gidecek olduğum yarış etabına uygun zeminlerde yapıyorum. Yarış haftaları en az 2 gün 4-5 saati geçmeyen, extrem, mx ve enduro ağırlıklı antremanlar yapıyorum.


Zamanla yarışıyorsunuz. Yarış anında aklınızdan neler geçer?
Başarılı bir yarışçı olabilmek için o kadar çok etken var ki. Bunu motosikletin dişlisi gibi düşünün. Bunlardan bir tanesinde sorun yada eksik olsa problem yaşarsınız. Zamanla yarıştığınız bir noktada start noktasındayken düşünmeniz gereken tek şey finish noktasıdır. Ve bu noktaya en hızlı ve herşeyden önemlisi motosikletinizle birlikte sağ salim gelebilmenizdir. Bunlar için müthiş bir konsantrasyona ihtiyacınız vardır. İşleriniz kötü gidiyor olabilir, yakınınızı kaybetmiş olabilirsiniz, çocuğunuz hasta olabilir, kasaba borcunuz olabilir. Tüm bunları düşünerek start alıyorsanız emin olun finishe ya çok uzun bir zamanda varırsınız ya da hiç göremezsiniz. İlk zamanlarda ciddi konsantrasyon sorunu yaşadım, mesela sürekli rakiplerimi düşünürdüm, aklıma sürekli olumsuzluklar gelir bu da dikkatimi dağıtırdı. Sonra olimpiyatları anlatan bir belgeselde olimpiyat şampiyonu olmuş bir sporcunun şu sözleri yarış hayatımda benim için bir dönüm noktası oldu, “Ne zaman rakiplerle yarışmayı bırakıp, kendimle yarışmaya başladım o zaman olimpiyat şampiyonu oldum” Bu düşünceyle hareket etmeye başladığım o günden sonra hep kendimle yarıştım. Son 6 yıl üst üste Türkiye Enduro klasman şampiyonu, Akdeniz enduro şampiyonu ve Türkiye Enduro şampiyonu oldum. Son olarak 2.200 km den oluşan ve 7 gün süren Uluslararası Transanatolia Rally’i başarılı bir şekilde tamamladım.

Kendinize özgü özel teknikleriniz var mı?

Bence her sporcunun kendine özgü bir tekniği vardır. Olmalıdır da. Sizi farklı kılan da bu tekniklerinizdir. Burada motosiklet üzerindeki pozisyonunuz, viraj, tırmanış ve iniş kabiliyetleriniz vb. bir çok şeyden bahsede biliriz. Ben elimden geldiğince yıllar içinde tecrübe edindiğim bu teknikleri yeni başlayan yada birlikte mücadele ettiğimiz arkadaşlarla paylaşmaya gayret ediyorum. Enduro sporu hızın yanı sıra, bilgi, beceri ve kondisyon isteyen bir spor. Makine ile insanın dayanıklılığını test eden bir spor. Bilgi diyorum çünkü her sporda olduğu gibi bu sporunda kuralları var yönetmeliği var burada yazan her şeyi bilmek zorundasınız. Ben sürekli ulusal ve uluslararası yönetmelikleri okur ve buna göre hareket ederim. Motosiklet, antremanlarda ve yarışlarda benim bir parçam gibidir. Onu sürekli dinlerim. Neler yapabileceğini bilirim. Şaka gibi gelebilir ama bazen onunla konuştuğum bile olur. Evimin hemen yanında kendime ait tam donanımlı bir garajım var. Tüm bakımlarımı kendim yapar ve her parçanın hangi saatte değişeceğini bilir ve gereken zamanda değişimini yaparım. Bu sebepten dolayı yarışa başladığım ilk yıllar haricinde şimdiye kadar hiç bir yarıştan mekanik arızadan dolayı ayrılmadım.


Enduronun keyif aldığınız ve zor bulduğunuz tarafları neler?

Doğayla iç içesiniz ve ormanda motosikletinizle giderken rüzgarın, kuşların, bazen akan suların sesini dinliyorsunuz. Şehrin sıkıcı kalabalığından ve trafiğinden uzakta bam başka bir dünyadasınız. Bu bana inanılmaz bir keyif veriyor. Enduro kelime manası ile de dayanıklılık anlamına geliyor. Zorlu arazi koşullarında motosikletle yol almak çok da kolay değildir. Beni bu spora çeken en büyük etken zorluklarla mücadele etme ruhum olsa gerek. Zoru başardığım zaman kendimi başarılı ve mutlu hissediyorum.

Hem bir yarışçı hem de örnek sporcu olarak genç sporculara neler tavsiye edersiniz?

“Ben ne yapmak istiyorum? Ve bunu gerçekten istiyor muyum?” sorusunu kendilerine sorsunlar. Cevap evet ise hemen kendilerine bir hedef koysunlar. Ve bu hedefe ulaşmak için hiç yorulmadan, sıkılmadan, pes etmeden, durmadan çalışsınlar, çalışsınlar, çalışsınlar. Mutlaka meyvelerini toplayacaklardır. Ancak şunu asla unutmasınlar, örnek sporcu olmak için sadece şampiyon olmak yetmez.

Bir hafta süren Transanatolia’da mücadele ettiniz. Yüzbinlerce insanın ilgiyle takip ettiği Transanatolia’yı bize biraz özetler misiniz?

Türkiye’nin ilk ve tek “Rally – Raid” yarışı olan Transanatolia, 2010 yılından bu yana ülkemizde organize ediliyor. Motosiklet, 4x4 Araç ve Atv sınıflarının bulunduğu bu organizasyon 7 gün sürüyor ve yaklaşık 2.500 km.’lik bir etaptan oluşuyor. Bu yıl Türkiye Motosiklet Federasyonumuzun büyük destekleri ile tekrardan yapılan bu organizasyona dünyanın değişik ülkelerinden bir çok sporcu ve beraberinde bir basın ordusu katıldı. Böylesine güzel bir organizasyonda Federasyonumuzun da desteği ile ülkemizi temsilen yarışmak benim için gerçekten çok onur vericiydi.


Transanatolia’yı başarılı bir şekilde tamamlayıp, Kemal Merkit ve Wouter Vaarkamp Özel Ödülünün sahibi oldunuz. İki özel ödüle layık görülmek nasıl bir duygu?

Duygularımı anlatmakta çok zorlanacağım bir soru bu. Geçen sene Kemal Merkit’in de isteği üzerine ilk defa bu yarışlara katıldım. Hedefim onunla birlikte Dakar’da ülkemizi temsil etmekti. Geçen sene beraber çok iyi başladığımız yarışın üçüncü günü talihsiz bir kaza sonucu kendisini kaybetmemiz, kazanın hemen ardından olay yerine ilk varmış olan yarışçı olmam ve beraber geçirdiğimiz ilk üç gün takım arkadaşı olarak yaşadığımız anılarımız, beni motor sporlarına devam etmekle, bırakmak arasında bıraktı. Daha önce de belirttiğim gibi bu konuda duygularımı ifade etmem zor. Bu olayın ardından eve dönüğümde üç yaşındaki oğlum beni karşılayıp, motorumu gördüğünde ‘6 numara sensin babacım, 7 numara nerede?’ diye sorduğunda içim parçalandı. Çünkü 7 numarayla Kemal Merkit yarışmıştı. Ve bu soru yaşadığım tüm anıların tekrar canlanmasına sebep oldu. Aslında bunların hiç unutulmayacağını ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını ve yarışın, yarışmanın benim için başka anlamlar kazanacağını hatırlattı.
Tüm bu yaşadıklarımdan sonra tamam mı devam mı kararını vermem gerekiyordu. Ve ben ondan aldığım bayrağı ülkem adına, federasyonumun adına taşıma yönünde karar verdim. Ailemin ve diğer takım arkadaşımız olan Selçuk Bektaş’ın da desteğiyle organizasyonun özel davetlisi olarak yarışa katıldım. Sahneden adım söylendiğinde işte tüm bu yaşananlar gözümün önünden an be an geçti ve Kemal Merkit’i saygıyla anarak ve çok yoğun duygularımla kaldırdım Kemal Merkit ve Wouter Vaarkamp ödülümü.  

Bu sezon artık geride kalıyor 2014 için planlarınız var mı?

Yedi yıldır yarıştığım ve son 6 yıldır klasmanımda şampiyon olarak tamamladığım enduro sporunda edindiğim bilgi ve tecrübeyi ralli yarışlarına katılarak arttırmak. Ülkemizi bu alanda başta Dakar olmak üzere federasyonumuzun da desteğiyle temsil etmek 2014 yılı için planladığım şeyler. Bunların yanı sıra bu yıla özgü olmamakla beraber, gençlere bu spor adına her türlü eğitim hizmetlerinde yardımcı olmak, bu tür faaliyetlerde yer almak her zaman planladığım ve elimden geldiğince yaptığım çalışmalar olmuştur.


Türkiye’nin en güzel motokros ve enduro parkuru Fethiye’de, insanların ilgisi nasıl?

Hiçbir güzel şey tıpkı Fethiye parkuru gibi kolay elde edilmiyor. Arkasında çok yoğun ve yorucu çalışmalar, emek, gönüllülük, azim var. Bu emeği başta abim Sadık Özdemir, Fethiye Orman Spor Kulübü ve yönetimi vererek Türkiye’ye uluslararası bir boyutta parkur kazandırdık. Bu parkurda başta iki dünya şampiyonası olmak üzere onun üzerinde şampiyona düzenledik. Organizasyonlar o kadar başarılı oldu ki diğer bölgelerde yapılan yarışların pek çoğuna da ilham kaynağı olduk. Hatta bizzat destek verdik. Bu parkur Fethiye’nin oturma odası. Biz orda dünyanın ve Türkiye’nin en iyi yarışçılarını ağırlıyoruz. Gençlere bu spor adına ilham veriyoruz. İnsanların ilgisine gelince. Parkur konumu itibariyle ortalama on beş bin kişinin izleyecebileceği bir alanda yapılandırıldı. Ve yapılan her yarışa bu sayıya yakın izleyici katılmaktadır. İzlerken gösterilen tepkiler ve seyircinin heyecanı onca yorucu çalışmanın ve hazırlığın ardından görülmeye değer.

Bütün branşlarda çok yetenekli sporcular var. Ancak en belirleyici faktörler motosiklet ve diğer ekipmanlar. Bunu enduro branşınla karşılaştırınca yetenek mi, motosiklet mi?

Motorsikletiyle bütünleşerek yarışan bir yarışçı olarak bu soruya şöyle cevap vereyim. Yetenek de motorsiklet de önemli. Enduro dayanıklılık yarışı yani yeteneğinizin de motorunuzun da dayanıklı ve kaliteli olması şart. Burada 2008’den bu yana yeteneğimi kaliteyle buluşturduğu için sponsorlarımdan olan KTM Spormoto’ya ve ekibine teşekkür etmeden geçemeyeceğim.  

Dakar her enduro sporcusunun hayali, sizinde böyle bir hedefiniz var mı?

Dakar bu sporun olimpiyatı. Her başarılı sporcu olimpiyatı hayal eder. Sadece hayal etmek yetmez. Çok çalışmak da gerekir. Son olarak benim hayatımda çok büyük yeri olan, taşıdığım kimliğe değer katan, sporcu ruhumu besleyen, pek çok değer verdiğim, benim için çok önemli ve özel insanlarla tanışmama vesile olan ve söze sığdıramayacağım pek çok güzelliği bünyesinde barındıran motorumla, yarışçılığımla ilgili bu sorulara cevap verme şansı yaratan federasyonuma ve beni destekleyen başta Fethiye Orman Spor Kulübüm olmak üzere, KTM Spormoto , Ekstrem Motor, Goldentyre, Gold Teknoloji Marketleri, Petrol Ofisi – Aysan Akaryakıt ve Castroll’a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Kaynak: Editör:
Etiketler: Türkiyede, enduro, branşında, sayısız, şampiyonluklara, imza, atan, Serkan, Özde
Yorumlar
Haber Yazılımı