Yazı Detayı
29 Nisan 2020 - Çarşamba 21:13 Bu yazı 1516 kez okundu
 
MAKİNENİN RUHU
Selin Yalçın
selinylcin@yahoo.com
 
 

Sanırım hepimiz zaman zaman kendimizi o sarı sitede buluyoruz. Değiştirsek mi acaba artık şu motoru dediğimiz zamanlar. Motosiklet ilanlarının ayrı bir dili var.

İkinci el motosiklet ilanlarından anladıklarım:

1.Hiçbir motorun asla ve asla kazası yok. İlanları istatistik saysak, motor kazası yaşanmıyor ülkemizde.

2.Kimse motorunu bir kez dahi düşürmemiş. (Tam olarak “Yatması kalkması yok” şeklinde ifade ediliyor.)

3.‘Ciğerli makine’ diye bir kavram var.

4.Güzel yurdumda kapalı garajı olmayan kimse yok, çünkü ilanlara göre bütün motorlar kapalı garajda özenle muhafaza edilmiş.

Buna karşın motorcuların genel bir sorunu: Felis catus domesticus,bildiğimiz evcil kedi yani. (TDK Sözlük: Motorla fazla haşır neşir olması istenmeyen canlı)

Lakin o kapalı garajlara nasıl giriyor kediler?

Gördüğüm kadarıyla pek çok apartmanda sokak hayvanlarının beslenmesini engellemeye çalışan apartman yöneticileri var. Bizde durum tam tersi. Apartmanda kedisi, köpeği olanlar var, çatıda beslediğim martı var, kumru var, kuzgun var… Veteriner hekim var, kedi evi var, bir gün lambadan bir cin çıkıp tek dilek hakkı verse dünyadaki bütün köpeklere sarılmaktan başka dileği olmayan motorcu komşumuz var. Bir tek kapalı garajımız yok. Güzide memleketimin kapalı garajsız yegane binası olan apartmanımızın girişinde daima en az iki motosiklet, apartmandaki insan nüfusundan fazla da kedi var.

Motorumu seviyorum, onun bir ismi var. Michelangelo. Yollarda konuşuyorum onunla. İlk geldiği günden beri onu kedi komşularımız da seviyor. Bazen kıskanıyordum, çünkü o gri kedi benden fazla zaman geçiriyordu Mickey’nin üzerinde. Geceleri bebekleriyle apartmanın önüne koyduğum kedi evinde kalıp, gündüzleri güneşlenmek için kullanıyordu motorumu. Seleye tırnak geçirmediği için itirazım olmadı bu duruma.

Bir gün Mickey’yi ellerimle yıkayıp parlatmıştım. Arabamın ya da motorumun temiz olması güneş tutulması ile eşdeğer sıklıkta gerçekleştiği için, bu tarihe geçecek günde motoruma binip hijyenik hijyenik gezme hevesindeydim. Sonra o çıktı yine ortaya: Gri kedi! ...ve parlattığım turuncu yüzeylerde çamurlu pati izleri! Dayanamadım kovaladım onu o gün.

Kovulunca gitti gri kedi.

Bebeklerini de götürdü kedi evinden.

Sonradan evin önünde arayıp tarayıp pisilesem de ortaya hiç çıkmadı ama pırıl pırıl parlattığım motorum, ertesi gün girdiğim çamur deryasından lastiklerinden elciklerine kadar renk değiştirerek çıktı.

Bir kedinin ortalama ömrü on altı yıldır. Bir sokak kedisininse şanslıysa iki yıl. Belki hepi topu iki kış geçirecekti dünya üstünde, kışın nadir güneşini görüp Mickey’nin üstünde keyif yapacağı gün sayısıysa iki elin parmakları kadardı belki. İşte o sayılı günlerden birini almıştım elinden gri kedinin. Pişman oldum onu kovduğuma, hele ki motorumun o baştan aşağı çamur içindeki hali ile onun bıraktığı minik pati izlerini kıyasladıktan sonra. Kedi mamasıyla sosis alıp plastik kabın içinde benzin deposunun üstüne bıraktım. Olduğu gibi kaldı onun için hazırladığım ziyafet. Üçüncü gün gri kedinin geri geldiğini, mamaları yediğini haber verdi motorcu komşum. Yine de kedi evine yavrularını geri getirmedi.

Motorumun üstünde pati izlerini görenler kendilerince akıl verirdi hep. Naftalin dediler en başta, en geleneksel yöntemmiş. Avrupa Birliği başta olmak üzere birçok ülkede kullanımı ve satışı yasaklanmış olan tehlikeli bir kimyasal madde naftalin. Katı halden direk gaz hale geçer ve solunması, teması ile vücuda alınması durumunda ciddi etkileri var. Motordaki kedi patilerininse bir zararı yok sağlığıma.

Kedi kovucu sprey ve jeller var dediler. On iki saatte bir yeniden uygulama gerektiriyormuş. Yağmur, su görünce de etkisini kaybediyormuş. Altı ayda bir motor yıkayan biri olarak günde iki kez motoruma sprey sıkmakla uğraşmadım tabi ki.

Gri kedi ile olanlardan sonra bir daha motordan kedi kovalamamak için eskimiş geniş bir sandalye minderi ile orta yolu bulduk. Minder selenin üstüne bağlandı. Yumuşak bir şekilde yatıp güneşlenebileceği yer sağlandı Mickey’nin patili misafirlerine. En çok gelenin adını Muhafız koydum, kapalı garajı olmasa da özel koruması oldu benimkinin.

Komşumsa hiç sakınmadı motorlarını kedilerden. Günlük kullandığı motorun selesi benimkinden iki kat geniş olduğu için bu kış kedi evimizin sakinleri olan smokinli anne ve üç bebeği ne zaman isteseler ailecek çıkıp yattılar onun motoruna. Kedi ailesinin tercihi naked ya da chopper değil maxi scooter oldu yani. Komşumun kediye bütün kızgınlığı ise, motora binmesine izin verdiği halde gelip kendisini sevdirmemesi, onu görür görmez kaçmasıydı.

“Ruhumuz olmadan sadece birer makineyiz” diyordu, hoş bir otomobil modelinin reklamındaki slogan. Onu arkadaşım gibi görüp isim versem de, yollarda sürekli konuşup anlatsam da, onu sevdiğimi söylesem de sadece turuncu bir makineydi benim Mickey. Ruhu ise üstünde barındırdığı kirloş kedicikleri. Ciğerleri var mı, yok mu bilmiyorum bizim motorların. Kedileri var ama. Binmeden gördüğümüz minik pati izlerine bakıp gülümsüyoruz. Bir makineyi asla bir canlıdan daha önemli göremediğimiz için belki…

 
Etiketler: MAKİNENİN, RUHU,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı